‘Hayattan Bir Parça’ kategorisi için Arşiv

Her yağmurda bekle beni…

Pazar, 15 Mayıs 2011

Denizde dalgaydım…
Seni gördüm…
Sahile bıraktım kendimi…
Zerrelere bölündüm…
Ama sana dokunamadım…
Buhar oldum…
Uçtum, uçtum bulutlara kondum…
Seni buldum…
Yağmur oldum…
Damlalara bölündüm…
Attım kendimi…
Sana geldim…
Saçlarından, gül yüzünden süzüldüm…
Seni yine sen bilmeden sevdim…
Öptüm, kokladım…
Ama yine doyamadım…
Seni sevmeye yine doyamadım…
Gül yüzlüm, gülen gözlüm…
Her yağmurda bekle beni…

Sensiz olmak…

Cumartesi, 16 Ocak 2010

Sensiz olmak
Senden ayrı kalmak
Mutsuzluklara yelken açmak demek

Sensiz olmak
Senden uzakta yaşamak
Umutsuzlukları kabullenmek demek

Sensiz olmak
Senin ellerini tutamamak
Yalnızlıklarda nefessiz kalmak demek

Sensiz olmak
Senin gözlerine bakamamak
Sevgisizliklerde kaybolmak demek

Sensiz olmak
Sesini duyamamak
Sessizliklerde yolunu bulamamak demek

Sensiz olmak
Seninle aynı havayı soluyamamak
Sensizliklerde yalnızları oynamak demek

Kocaeli Üniversitesi web sitesinde gördüğüm ve ilgimi çeken bir duyuru vardı geçen günlerde. 14.Gençlik Şiir Ödülleri Yarışması hakkındaydı bu duyuru. 30 yaşından gün almamış olmalıymış katılacaklar ki daha o kadar olamadığımdan bende katılmak istiyorum. Kim bilir belkide beğenirler yazdıklarımı ama hoş çokta önemli değil. 5 şiirle katılmamız lazımmış son tarihte 21 Mart 2010… Bakalım o güne kadar yeni şiirlerde yazarım mutlaka ve sizlerden de gelecek önerilerle 5 şiiri belirleyip yarışmaya başvuracağım…

Mutluluk sen olsa gerek…

Cumartesi, 02 Ocak 2010

Uzak ufuklara doğru bakıyorum
Bakıyor…
Bakıyor ve…
Mutluluğu düşlüyorum
Düşlüyor…
Düşlüyor ve…
Sonra seni düşünüyorum
Düşünüyor…
Düşünüyor ve..
İşte buldum diyorum…

Diyorum ki…
Mutluluk sen olsa gerek
Sözlerin
Düşüncelerin
Gülüşlerin
Gözlerin
Saçların…
Evet… evet…
Biliyorum ki…
Mutluluk sen olsa gerek…

Elma’nın hikayesi…

Pazar, 20 Aralık 2009

Bir hikayedir bu
Adem ve Havva ile başlayan
Cennette yeşeren
Elmanın hikayesi
Tatlı, sulu ve sert
Tıpkı aşk gibi

Bir hikayedir bu
Yeryüzüne inen
Bize bu günleri gösteren
İlk aşkı anlatan
Belkide yaradanın bir cezası
Yada şeytanın bir oyunu

Bir hikayedir bu
İlk aşkın yasak meyvesinin
Elmanın hikayesi
Tatlı, sulu ve sert
Tıpkı aşk gibi…

Deniz kabuğu ve dergi kapağından kolye yaptım :)

Pazartesi, 14 Aralık 2009

Sıyırdım gene biraz sanırım gene. Neyse ama hoş bir şey oldu gibi gibi. Foto biraz kötü ama ne yapalım imkanlar bu kadar…

Böyle bir şey çıktı ortaya :) Bilmem beğenir misiniz?

Böyle bir şey çıktı ortaya :) Bilmem beğenir misiniz bilmem?

Kolye bileklik vb. şeyleri yaparken kullandığım masam...

Kolye bileklik vb. şeyleri yaparken kullandığım masam...

Hayata başka bir açıdan bakmak…

Cumartesi, 05 Aralık 2009
Hayatın gerçek tadına varmak için bazen kalıpların dışına çıkıp farklı bir açıdan her zamankinden değişik bir yolla/yöntemle bir şeyler yapsak ya, güzel olmaz mı?

Hayatın gerçek tadına varmak için bazen kalıpların dışına çıkıp farklı bir açıdan her zamankinden değişik bir yolla/yöntemle bir şeyler baksak/yapsak ya, güzel olmaz mı?

Emin değilim ama denemeden karar vermek biraz zor olsa gerek; ne dersin Kamil abi? :D Peki bunu nasıl yaparız derseniz? Emin de değilim ama her zamankinin tersini yapsak… Sağdan değilde soldan gitsek… Gül değilde kaktüs hediye etsek :D … Yada bazen empati kursak… Sadece bir kaç garip öneri bunlar, siz neyi nasıl yapacağınızı daha iyi birlirsiniz…

Bayram&Bayram

Pazartesi, 30 Kasım 2009

Bayram geldi de geçti bile. Nasıldı derseniz? Eh işte derim bende. Çok fazla bir aksiyon yoktu açıkçası. İşte klasik bayram! Birinci gün işte Bayram Namazı ve namaz çıkışı bayramlaşma ile büyük bir yük üstümden gitti. Oturduğum yerde çoğu kişiyi görüp bayramlaşabildim. Sonra da kurban faslı geldi tabi ama öksürük falan var diye bende beni götürmediler kesim için. Dört kişi ortak olmuştu babamlar ve sanırım düğe/dana kesildi. Ben evde takıldım o sırada. Anlıyacağınız biraz rahat geçti sabah. Az biraz gelen giden oldu, bizimkilerde çıktılar ziyarete bende çıktım bir kaç saat o kadar.

İkinci günde ise yolumuz Derbente çıktı. Amcalar, halalar, kuzenler derken işte gördük geldik çoğu kimseyi. Akşam mangal partisi olacaktı ama ne yapayım kuzeni reddettim! Şu öksürük belası daha da artmasın diye. Malum köy soğuk her ne kadar dikkat etsende hasta adamı döner döner vurur bir şekilde. Neyse artık bir daha ki Bayrama yada başka güzel bir günde ama sağlık sıhhat olduğu zaman. Sözüm söz kuzen :) rahat ol sen!

Üçüncü gün hep evdeydim. İşte yattım dinledim daha çok ama bu garip bir şey ya, şu öksürük canım. İlk defa böyle bir şeye rastladım. Bir türlü atamadım ya. Grip geçti gitti bu ondan önce de vardı hala var. Bakalım ne zaman keyfi gelecekte terk edecek beni. İşte film falan izledim, kartpostal yazdım, mektup yazdım, bir kaç bir şey okudum, düşündüm taşındım, yedim içtim e artık bitsin dimi gün yani o kadar iş yaptık :)

Bugün de işte geç kalktım zaten kahvaltıydı oydu buydu derken canım sıkıldı aldım öksürüğüde 60 Evler Sahiline yürüyüşe çıkardım ama satamadan aynen getirdim :) Ha bir de şiir döşedim :) bir ara söz yazcam…

Bir de fotoğraf çektim ama benim tel biraz dandik cinsten bu konuda ve ışıkta tam karşıdan geliyordu ancak bu kadar oldu :)

Bir de fotoğraf çektim ama benim tel biraz dandik cinsten bu konuda ve ışıkta tam karşıdan geliyordu ancak bu kadar oldu :)

Bir şekilde bayramlaştık bir çok kişiyle artık ulaşamadıklarım kusura bakmasın, ne o kadar kontorüm var ne de o kadar zamanım… Burdan tekrardan herkesin bayramını kutlayayım, büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpeyim :) yeter sanırım…

Oyy oyyyy odaya bak! Valla bir kısmı gözüküyor geriside bundan geri kalır değildi neyse ki Bayram öncesi temizledim ama kimse de ziyarete gelmedi ya, oldu mu şimdi :(

Oyy oyyyy odaya bak! Valla bir kısmı gözüküyor geriside bundan geri kalır değildi neyse ki Bayram öncesi temizledim ama kimse de ziyarete gelmedi ya, oldu mu şimdi :(

Maviliklere doğru…

Perşembe, 26 Kasım 2009

Uçsuz bucaksız maviliklerde
Bir martı edasıyla uçmak vardı
Huzura doğru ilerlemek
Sessizliğe kanat çırpmak
Özgürlüğü hissetmek
Umudun tadına bakmak
Mutluluğu hayal etmek…

Gece genç ve dipdiri

Pazartesi, 02 Kasım 2009

Yapayalnızdım
Kaybolmuştum karanlığın ortasında
Ne bir ses, ne de bir nefes
Sadece ben ve gece
Issızlıklara doğru korkak adımlar
Her şey sanki bir hayal
Ama bir o kadar da gerçek
Gece genç ve dipdiri
Ağırlığını hissetmemek elde değil
Bir gölge gibi peşimde
Soğukluğu her hücremde
Her an biraz daha bitkin
Her an biraz daha umutsuz
Gece hala genç…

Saat aşkı üç geçe

Çarşamba, 28 Ekim 2009

Bugün az biraz ders çalışayım diye okulda kalmıştım dersten sonra fakat tamda istediğim kadar çalışmayı beceremedim ama olsun iyi bir başlangıç oldu. Arada dersten sıkılınca da karalayayım dedim bir şeyler fakat yine şöyle bir durum ortada olan biten bir şey yok sadece aranan bir şeyler var. İşte size son şiirimsim :)

Yıllardan kasım
Aylardan çarşamba
Günlerden aşktı
Aklımda tam bir karmaşa
Kalbimde fırtınalar
O anım nefessiz
Her şey sessiz
Aman tanrım!
Bu bir melek
İşte orada, geliyor
Beklediğim gibi
Tam da aşkı üç geçe
Hayalimdeki prenses
Evet işte orada, geliyor
Arz-ı endam ederek…

Aşk bu olsa gerek!

Pazartesi, 26 Ekim 2009
Aşk bu olsa gerek!

Aşk bu olsa gerek!

Plastik şişelerinden kitaplık yapmaya çalışan deli!:)

Pazar, 18 Ekim 2009

Yoksa sizde tanıyor musunuz bu vatandaşı? Tanımıyorsanız hiç kendinizi yormayın zaten; gereksizin tekidir :) Neyse kendimi fazlaca yerin dibine geçirmeden asıl konumuza döneyim isterseniz…

Kitap okumayı seven birisi olarak(son iki yılda giderek artarak devam ediyor) kitaplarımı düzgünce yerleştirebileceğim bir kitaplığım yok maalesef. Öyle sağda solda emanet olarak duruyorlar şu an için. Hatta bazılarını da arkadaşlarıma ödünç verdim okumaları için ama asıl gerçek nedeni de bu değil tabikide. Belli bir süre kitaplardan kurtularak yer sıkıntısını en az indirmiş durumdayım :) Sakın ha söylemeyin bunları kimseye yanarım.

İşte ilk posta şişeler...

İşte ilk posta şişeler...

(daha fazla…)

Paramparça aşklar köpekler

Perşembe, 15 Ekim 2009

Evet bu seferlik bir değişiklik yaptım ve yazdığımdan değilde dışardan bir başlık(Paramparça aşklar köpekler) aldım son karalamam için:) Sevdiğim bir filmdi ve birden aklıma gelivermişti bu akşam ve bende kullanmak istedim. Sanırım telif hakkı falan istemezler:) Neyse size bol bol sıkılmalı okumalar…

Paramparça bir hayat
Bilinçsizlik…
Geçen zaman
Unutulmuş bir ses
Umutsuzluk…
Beni bekleyen
Sessiz bir haykırış
Uykusuzluk…
Geceyi besleyen
Uzak bir gelecek
Aydınlık…
Bana gülen

Çok mu kötü? Yapma şimdi! Kusura bakma Kamil Abi ama iyi olması için de bir çabamda olmayacak:)

Ve perde

Salı, 13 Ekim 2009

Demek yazdıklarımı okumaktan sıkıldınız? Bu kadar çabuk mu yani… Fakat daha yeni başladım… Daha ısınıyorum açıkçası:) Neyse uzatmayayım fazla işte yeni bir karalama/şiirimsi size… Adı da “Ve perde“…

Ağlamayla başlayan bir karmaşa
Farkına varamadan geçen zaman
İlk kelimeler, ilk adımlar
Yaramazlıklar ve oyunlar
Eğlenceye tam gaz
Bilgi, bilgi, bilgi… yeter!
Aşırı yükleme ve gereksizlikler
Geleceği aramak
Bulduğunu sanmak
Elinden kayıp gitmesi
Bataklığın içindeki çırpınışlar
Düşler
Tutkular
Pişmanlıklar
Suçlar
Mücadeleler
Düşünceler
Hareket ve bereket
Onu bulamamak
Son bir gülümseme
Ve perde…

Sadece sokağında

Pazar, 11 Ekim 2009

Uhmmm… Gene karaladım bir şeyler ve paylaşayım dedim:) Umarım hoşunuza gider…Adı mı? “Sadece sokağında” seçtim evet geleneği bozmadım şiirimsiden bir satırı seçtim başlık olarak:)

Zamanlardan bir zaman
Onu görmüşsündür
Bir kere
Sadece sokağında
Elveda kavşağından bakarken

Unutamazsın
Aklındadır
Düşüncelerinde
Düşlerinde
Hücrelerinde

O bakışları
O melek gözleri
Arar ama bulamazsın
Başka bir şeydir bu
Adını koyamazsın…

Çevre mühendisi olmak yada ol(a)mamak?!

Cuma, 18 Eylül 2009

Şimdi bu başlık ve bu yazıyı neden yazıyorum diyeceksiniz. O noktaya değineceğim tabikide. İlk önce söylemem gerekir ki başlık için  William Shakespeare‘den esinlendim. Ne gerek vardı demeyin ustayı hatırlatayım istedim bir şekilde; neydi o meşhur söz “To be or not to be: that is the question” yani “Olmak yada olmamak: işte bütün mesele bu”.

Bizim meselemiz ne peki çevre mühendisi olmak yada ol(a)mamak mı sadece? Çok fazla karmaşaya girerek saçmalamayı düşünmüyorum ama çok uzun zamandır paylaşmak istediğim birkaç resim ve düşüncem vardı ve herkesle paylaşmak bu güne kısmetmiş diyeyim lafı fazla uzatmadan.

Çevre Mühendisliği katında bulunan ve içinde sadece atık pil sıfatı kazanmış olan pillerin olması gereken kutu. Fakat üstüne parmak basmak istediğim konu ise içinde neden atık pil yerine atık kağıtlar var????

Çevre Mühendisliği katında bulunan ve içinde sadece atık pil sıfatı kazanmış olan pillerin olması gereken kutu. Fakat üstüne parmak basmak istediğim konu ise içinde neden atık pil yerine atık kağıtlar var????

(daha fazla…)

Ev yapımı bunlar… Artık onlarında bir işlevi var:)

Çarşamba, 16 Eylül 2009

Neden mi bahsediyorum? Son zamanlarda biraz farklı uğraşlar ile evde bulunan ve artık kullanımda olmayan şeyleri çöpe atmak yerine tekrardan nasıl faydalanırım diye düşündüm ve çözüm yolunu buldum sonunda. İnternetinde faydası olmadı desem yalan olur hani. Eski bilgisayar disketlerinizi çevreci yollardan değerlendirmenin 7 yolu adlı bir yazıyı Bildirgeç adlı web sitesinde paylaşmıştım uzun zaman önce ve o zamandan beri evde bulunan disketleri bu yazıdaki yöntemlerden birini kullanarak değerlendirmek istiyordum ve sonunda kalemlerimi ve diğer kırtasiye malzemelerimi koymak için kullanacağım kutuları yapmaya karar verdim. Ben nasıl yapıldığını anlatmayacağım fakat Floppy Disk Pen Holder adlı yazıdan tam olarak neler yapabilirsiniz görebilirsiniz.

CDlerden yaptığım dosyalığım ve disketlerden yaptığım kalemlik&bilimum masa malzemeliğim

CDlerden yaptığım dosyalığım ve disketlerden yaptığım kalemlik&bilimum masa malzemeliğim

(daha fazla…)

Ve sonunda cevap

Cumartesi, 12 Eylül 2009

Sahurdan sonnra uyku tutmadı ve hem de yemek yedikten hemen sonra yatma gibi bir huyum olmadığı için(hem rahatsızlık verici ve hemde bknz reflü tetikleyici) biraz bir şeyler karalayayım dedim ve gene yazdım bir şeyler içimden geldiği gibi yalandan:) ve dünyadan ne diyim aklımı seveyim:) Gene bir şiir; benim adlandırdığım şekli ise şiirimsi oluyor. Neyse iyi okumalar ve unutmadan yorum yapmaktan çekinmeyin! Adı ise “Ve sonunda cevap“, neden bu diye sormayın çünkü genelde yazdığım dizelerden birini başlık yapıyorum. Ama önerilere de açığım…

Tek bir gece

On yıllara bedel

Masum bir düş gibi

Yendi beni

Fark ettiğimde

Raydan çıkmış bir tren misali

İliklerimde o duygu

Ezberimde bir soru

Neydi?

Dert oldu bana

Lakin mutluydum

O gülümseme

Ve sonunda cevap

Evet aşk…

Sopalı&Yenikent git gel!

Çarşamba, 09 Eylül 2009
Göbek yapmışım ben öyle diyolrar! Ama aşikar yani dimi:))

Göbek yapmışım ben öyle diyolrar! Ama aşikar yani dimi:))

Valla evet biraz fazla kiloluyum son bir senedir önceki yıllara kıyasla. Mayıs ayında tavan yapmıştı kilom 87 olmuştu ve biraz spor ve yediklerime biraz dikkat edince 4 kilovermiştim ama 83ten aşağı düşmedim; halamlar ve ramazan sağolsun:))) Şimdi tekrardan koşmaya karar verdim, ama ramazanda olmaz tabi:) Bayramdan sonra artık hafta 2-3 gün koşarsam 80 kilonun altına düşeceğimi umuyorum. Katılmak isteyen olursa koşu istikametimi de paylaşıyorum sizinle. Akşamları saat 10-12 arası beni bu yollarda görmeniz muhtemel:)

(daha fazla…)

İstanbul&İstanbul

Cumartesi, 01 Ağustos 2009
İstanbul/Moda Sahili

İstanbul/Moda Sahili

24 Temmuz cuma günü sınıftan kızlarla Kadıköy’deydim. Biraz çileli oldu ama güzeldi günümüz. Neden mi çileli? 6 tane kızla beraber gezmek zormuş açıkçası yada bana göre değil belkide ne diyim…

(daha fazla…)