Derince Belediye Başkanı Ali Haydar BULUT’a Mektup

21 Ağustos 2014

Geçen ay Derince Belediyesi Başkanı sayın Ali Haydar Bulut’a gönderdiğim mektubu okumak isteyenler için paylaştım…

Sayın Ali Haydar BULUT,

22.07.2014

Değerli Derince Belediye Başkanım, size bu mektubu Derince için, hayatımın büyük bir kısmını geçirdiğim; ailemin, dostlarımın ve akrabalarımın yaşamını sürdürdüğü, güzel insanların olduğu ama artık güzelliklerini kaybetmekte olan bir kent için yazıyorum. Ben işim sebebiyle yaklaşık 10 aydır İstanbul’da yaşıyorum ve açıkçası sizinle birebir konuşmak istediğim ve endişe duyduğum birkaç konuyu ancak bu mektupta sizinle paylaşıyor olacağım. Dikkate alacağınızı düşünüyorum.

Öncelikli konum, ekte de yer alan yazımda da bahsettiğim Asker Hastanesi arazisi ile ilgili… Okuyacağınız o yazı geçen yıl 2 Ağustosta Bizim Kocaeli Gazetesinde Sayın Güngör ARSLAN’ın kişisel eklemeleri ile hem gazete de hem de gazetenin internet sitesinde yer almıştı. Ayrıca o zaman milletvekili ve şimdi bakan olan Sayın Fikri IŞIK, milletvekili Sayın Haydar AKAR, Büyükşehir Belediyemiz ve Derince Belediyemiz ile de görüşlerimi ve yazımı paylaşmıştım. Sayın vekillerimiz o zaman görüşlerime olumlu baktıklarını ve genel çerçevede katıldıklarını belirtmiş ve konu ile ilgileneceklerini söylemişlerdi. Büyükşehir Belediyemiz Hastane arazisi olduğu için farklı bir kullanım amacı için yapılacak bir şey olmadığını söylemişti. Derince Belediyesi ise bana herhangi bir geri bildirimde bulunmamıştı.

Derince’nin merkezinde yer alan bu araziye çoğunlukla bahsedildiği gibi Hastane veya TOKİ’nin konut yapacağı değişik mecralarda ve halk arasında sıklıkla ortaya çıkıyor ve tartışılıyor.

Sayın Başkanım sizden ve Derince Belediyemizden isteğim bu arazinin mevcut halinin korunması ve daha da geliştirilerek büyük bir yeşil alan olarak halkın kullanımına sunulmasıdır. Eminim ki sizde bu düşünceme tamamen katılıyorsunuz. Yine ekte yer alan bir haberde şöyle bir sözünüz var: “ Askeri Hastane alanının konutlaşmasını istemiyorum. ” ve bu lafınızın arkasında duracağınızı düşünüyorum.

Ayrıca 1.derece deprem bölgesi olan ilçemizde yaşanabilecek yeni bir deprem felaketinde ihtiyaç olan büyük bir toplanma arazisi eksikliği de mevcuttur ve bu arazi bu görevi görebilecek niteliktedir.

İkinci belirtmek istediğim nokta ise Derince’nin büyük bir değeri olan ÇENESUYU’nun özelleştirilmesi ile ilgili. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşanan su problemleri genellikle su kaynaklarının özel sektöre geçerek ticarileştirilmesi ile daha da içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Sapanca Gölü örneğinde de gördüğümüz gibi 30 civarında özel su şirketi göle akan kaynakları tamamen tekellerine almış ve yaşanan kuraklık ile beraber gölün daha da fazla can çekişmesine sebep olmaktadır. ÇENESUYU’da bu kentin önemli bir değeridir ve özele geçmesi ile kaynak aşırı tüketim ile kentimize zarar verebilme potansiyeline sahip olacaktır.

Haziran ayında yapılan meclis toplantısında ÇENESUYU’nun özelleştirilmesi için yetki aldığınız da biliniyor. Lütfen bu kaynağın bu şehrin insanlarının kullanımında kalmasını sağlayacak adımlar atınız ve bu özelleştirmeyi tekrar gözden geçirerek vazgeçiniz.

Kişisel görüşlerim bu şekilde olup her iki konuyu da dikkate alacağınızı ümit ediyor ve bilgilerinize sunuyorum.

Saygılarımla,

Recep Önder Sürmeli

Mektubun ek kısımları aşağıdadır…


Derince’nin En Değerli Yeşil Alanlarından Birisi Betonlaşmaya mı Kurban Edilecek!

Kocaeli ilinin Derince ilçesinin merkezinde sayılabilecek bir konuma sahip olan Derince Asker Hastanesi alınan bir kararla kapatıldı ve devlet büyüklerimizin bu alan için yeni plan ve projelerini bekler oldu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Milletvekilleri, Bakanlar ve Valinin adının geçtiği basında ki haberlerde buranın Derince Araştırma Hastanesine bağlanacağı yönünde. Ek binalar ile eksik olan bölümler açılacak ve yatak kapasitesi arttırılacakmış hastanenin. Büyük ihtimalle sağlık alanı olarak değerlendirilmek üzere bir plan ve proje çalışması yapılacak burada. Bir ihtimal ise buranın TSK tarafından TOKİ’ye devredileceği yönünde. Bu şekilde olursa konut alanı olarak kullanımı kaçınılmaz olacaktır 140 dönümlük bu arazinin.

Derince İlçemizin kuşbakışı görüntüsü… Kırmızı ile işaretlenmiş alan Derince Araştırma Hastanesi, Mavi alan ise Derince Asker Hastanesi.

Konuyu çevre açısından ele aldığımızda buraya yapılması planlanan çalışmalar üzerinden giderek araştırmamızı derinleştirebiliriz:

  1. Hastane yapılması önemli bir eksikliği giderebilir. Sağlık önemli bir nokta ve buradaki mevcut hastanenin gelişimi ve eksiklerinin giderilmesi için atılım olabilir. Mevcut hastane alanını baz aldığımızda, arazinin çok daha büyük olduğu görülüyor. Bahsedilen işler için arazinin yarısı kullanılabilir belki de daha az bir kısmı. Diğer kısımları içinse güzel bir yeşil alan ve park çalışması gerçekleştirilebilir. Bunların yanında, hiçbir zaman tam kapasite ile kullanıldığını görmediğim Rotary Hastanesinin boş yerlerinin değerlendirilmesi ve de mevcut araştırma hastanesinin alanında yeni çalışmalar ile bir yapılandırmaya gidilerek bu asker hastanesinin alanına hiçbir müdahalede yapılmayabilir. Bu öneri, belirtilen eksikliklerin giderilmesi için yeterli bir seçenek olmayabilir. Bunu en iyi şekilde hastane yönetimi ve ilimizde sağlık alanında kamuda en tepede yer alan yöneticiler bilebilirler.
  2. Sağlık için değil de konut alanı için kullanıma açılırsa bu alan tam bir katliam olur. Çünkü zaten her yerde konut yapımı aralıksız sürüyor. TOKİ’nin işin içine girmesi ise bölgede ki sıkışıklığı daha da arttıracaktır. Bu alanın en kötü kullanım seçeneği de bu olacaktır. Belki de bir AVM inşaatı yükselecektir bu araziden!

Derince Araştırma Hastanesi(üstteki) ve Derince Asker Hastanesi(alttaki)

Konu itibarı ile çok değerli bir yerdedir arazi. Mutlaka çok önemli bir amaç için kullanılmalıdır. Kuşbakışı görüntüden de anlaşıldığı üzere çevresinde yeşil alan pek azdır. Bu arazinin kaybı da bu yeşil alan kıtlığının artmasına ve dönüşü olmayan bir yola girilmesine sebebiyet verecektir ilçede. Belediyemizin elinde arazi olmadığı için birçok yerde eksikliğine rağmen park yapılamıyor ve çocuklarımız bu ihtiyaçlarından mahrum kalıyorlar. Bu alanda bu mahrumiyetin yaşandığı yerlerin tam yanı başında bulunuyor. Sahip olduğu yeşil alan ve yapılacak yeni desteklemeler ile bu eksiklik ortadan kalkabilir. Aksi bir şekilde beton girerse bu araziye yüzlerce ağacın kesilmesi gerekecektir.

Plansız ve aşırıya kaçmış şehirleşme, doğaya yapılan kıyımlar, küresel ısınma vb. birçok olumsuz etken sebebi ile insanlarımızda artık doğa yoksunluğu sendromu adı verilen bir şey ile karşı karşıya kalmışlardır. Büyükşehirlerimizde bu daha da bariz bir şekilde karşımızdadır. Adeta beton ile her boş araziyi doldurma çabası içerisinde insanlar, sanki bir yarış var. İstanbul, Siemens’in Yeşil Şehir indeksi araştırmasında Avrupa’daki 30 şehir arasında 25. olabilmiştir ancak. Bu vahim bir durumdur. Doğa ve yeşile verilen önemde gerileme ülkemizde İstanbul başta olmak üzere hızlı bir şekilde devam etmektedir. Kocaeli ilinde de benzeri bir durum mevcuttur. Yapılan iyileştirmelerin yanında önümüze çıkan fırsatlarda yeşil alanların sanayi ve konut sektörüne heba edilmesi bu iyileşmeyi baltalamaktadır.

Bu alan ile ilgili gelişmiş ve doğaya değer veren bir hareket yapılacaksa eğer şu öneriler izlenebilir:

  • Mevcut alanın tamamı yapılaşmaya kapatılmalı.
  • İçeride yer alan Askeri Hastane binası yıkılmalı ya da geliştirilecek projeler ile bu alan için faydalı bir eğitim merkezi ya da benzeri faydalı doğa dostu çalışmalar için kullanıma ayrılmalı.
  • Alanın flora ve faunası bir araştırma ile ortaya konmalı, içerdiği çeşitlilik tespit edilmeli ve korunması, daha da çeşitlendirilmesi için nasıl çalışmalar yapılabilir tespit edilmeli. Asker hastanesi arazisi ve çevredeki kuş, arı, kelebek vb. türler için yaşam alanı sağlayan ve ilçenin merkezinde ki oksijen kaynağı son kale olması da arazinin önemini ve neden korunması gerektiğini ortaya koymaktadır.
  • En dış kısmı yürüyüş ve koşu pisti için ayrılmalı ve belirli noktalar spor aletleri ile donatılmalı. Bir iç kademe de vatandaşlar için bank, piknik masası ve kamelyalar ile dinlenme, piknik gibi etkinlikler için mesire alanı şeklinde düzenlenmeli. Çocuklara doğa ile iç içe olabilecekleri büyük bir park alanı tasarlanmalı. Ortada ise alanın en az yarısı kadar olmak kaydıyla hiçbir şekilde müdahale edilmeyen vahşi bir doğa parçası bırakılmalı. Şehrin göbeğinde olsa bile canlılar el değmemiş bir alanda yaşamalarını sürdürmeli.
  • Burası Derince’nin yer altı suyu besleme kaynağı olarak tasarlanmalı. Su sıkıntısı yaşadığımız aşikardır ve ilerleyen yıllarda bu sorun daha da büyüyecektir. Bu sebeple yeraltı suyu kaynaklarımızı beslememiz gerekmektedir.
  • Bölgeye uygun bitkilerin çeşitleri arttırılmalı. Bitki seçiminde özellikle arı, kelebek gibi dölleyici özelliği yüksek canlıları çekecek çiçekler ve ağaçlar seçilmeli ki çevrede bulunan vatandaşların bahçelerine de bu canlıların katkısı yüksek derecede olsun.
  • İlçede yer alan okullar için uygulamalı tarım yapılabilir bir alan bırakılmalı. Bu sayede çocuklarımız erken yaşlarında faydalı bir öğrenme süreci ile iç içe olabilirler. Bu süreç her bir bireye toprak nasıl işlenir, nasıl bakımı yapılır, ne zaman ve ne şekilde bitkiler ekilir ve hasat edilir öğrenilebilir.

Kaynak: http://www.cevrebilinci.com/derince%E2%80%99nin-en-degerli-yesil-alanlarindan-birisi-betonlasmaya-mi-kurban-edilecek/

Güngör ARSLAN’ın şu anda yayında olmayan Bizim Kocaeli’de ki yazısı: Güngör ARSLAN, Bu araziye KIYMAYIN.

Çenesuyu özelleşecek mi?

Derince Belediye Başkanı Haydar Bulut Çenesuyu’nu özelleştireceklerini söyledi. Körfez Ticaret Odası Başkanı Mustafa Efe ve Yönetim Kurulu, Derince Belediye Başkanı Haydar Bulut’u ziyaret ederek, yeni görevinde başarı dilediler. Ziyarete, KTO Başkanı Mustafa Efe, Meclis Başkanı Güngör Ayhan, Meclis Başkan Vekili Bilal Atak, Yönetim Kurulu Üyeleri Sedat Zımba, Ahmet Kırcı, Recep Öztürk, Mustafa Genç, Veli Yıldız, Erkan Çağlayan ve Ethem Karahancı katıldılar. Ziyaret sırasında konuşan Bulut, Çenesuyu’nu özelleştireceklerini söyledi.

ÇENE SUYUNU ÖZELLEŞTİRECEĞİZ

Derince Belediye Başkanı Haydar Bulut, önemli projeleri arasında Çenesuyu’nun özelleştirilmesi, kentsel dönüşüm ve Askeri Hastane alanının halkın yararına korunmasının yer alacağını söyledi. Bulut, Derince’yi çok iyi görünüme kavuşturacaklarını söyleyerek, ‘’Askeri Hastane alanının konutlaşmasını istemiyorum. Buranın sosyal tesisler, halka açık yeşil alanlar olarak değerlendirilmesi için çalışacağım. Dernce’de kentsel dönüşüm planları hazırlayıp, modern bir kent görünümüne kavuşturacağım. Ayrıca, Çenesuyu’nu özelleştirip, Dümbüldek Suyu’nu da dahil ederek bu kaynakların ilçe yararına daha verimli şekilde kullanılmasını temin edeceğiz’’ dedi.

25.04.2014

Kaynak: http://www.mavikocaeli.com.tr/cenesuyu-ozellesecek-mi/96329/


Derince Belediye Meclisi Haziran Ayı Olağan Toplantısı

Derince Meclisi’nde 4 madde karara bağlandı.

Derince Belediye Meclisi’nin Haziran ayı olağan toplantısında görüşülen dört gündem maddesi kabul edildi.

Baz istasyonları komisyona havale edildi.

Derince Belediye Meclisi, Haziran ayı olağan toplantısını gerçekleştirdi.

Derince Belediye Başkanı Ali Haydar Bulut’un yönettiği mecliste katiplikleri İbrahim Eren ve Mustafa Tırpan yaptı. 4 maddenin görüşüldüğü meclis toplantısında gündeme alınan maddeler oy birliği ve oy çokluğu kararlarıyla kabul edildi. Başkan Bulut’un, Soma’da yaşamını yitiren vatandaşlarımız için başsağlığı temennilerini ileterek başlattığı mecliste görüşülen maddeler neticesinde Portekiz’de düzenlenecek olan folklor festivaline katılacak olan folklorculara gerekli izin verildi. Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nden gelen yazı neticesinde baz istasyonlarının kiralaması ile ilgili yazı ise meclis üyelerinin oy birliğiyle komisyona havale edildi.

Başkan ve encümene yetki verildi.

Ayrıca Meclis’te gündeme gelen mülkiyeti belediyeye ait olan bazı sosyal tesislerin 10 yıla kadar kiralanması talebi ve Çenesuyu A.Ş.’nin 30 yılı geçmemek üzere üs kullanım hakkının verilmesiyle ilgili yetkinin belediye başkanı ve encümene verilmesi kararı da meclisten oy çokluğuyla onay aldı. Toplantıda ayrıca Derincespor A.Ş.’nin Yenikent Mahallesi’nde mülkiyeti Derince Belediyesi’ne ait olan tesisleri kullanma konusundaki talebi de yine oy birliğiyle komisyona havale edildi. Mecliste görüşülen maddelerin karara bağlanmasının ardından Derince Belediye Meclisi’nin bir sonraki toplantı tarihi 1 Temmuz Salı günü saat 17.00 olarak ilan edildi.

Kaynak: Derince Belediyesi Facebook Sayfası


Kelimeler

05 Ocak 2014

Kimi zaman mutluluk…
Kimi zaman hüzün…
İki dudak bir kaç kıpırtı…
İşte duygular, bir kelime…

Kimi zaman yürekten…
Kimi zaman sessizce…
İki dudak arası git geller…
İşte aşk, bir kelime…

Kimi zaman özgürlük…
Kimi zaman esaret…
İki dudak çok şey…
İşte hayat, bir kelime…

Takım Çalışması Bu Olsa Gerek

26 Aralık 2013
takim-calismasi

Japon bal arıları eşek arısını oluşturdukları arı topu çerisinde vücut ısıları ile sıcaklığı arttırarak adeta pişiriyorlar ve sonunda ölümüne sebep oluyorlar.

Kaynak

Zeki Müren – Gözlerin Doğuyor Gecelerime

20 Aralık 2013

Ne mektup geliyor ne haber senden
Söyle de bileyim bıktın mı benden
Her akşam güneşin battığı yerden
Gözlerin doğuyor gecelerime
Çileli doğmuşum zaten ezelden
Hasrete alıştım ne gelir elden
Yaşlı gözlerime baktığın yerden
Gözlerin doğuyor gecelerime
Geçilmez gurbetin sokaklarından
İçilmez suları pınarlarından
Öptüğüm o ıslak dudaklarından
Sözlerin doğuyor gecelerime
Çileli doğmuşum zaten ezelden
Hasrete alıştım ne gelir elden
Yaşlı gözlerime baktığın yerden
Gözlerin doğuyor gecelerime

Çok organik bir şey: Kompost-2

19 Ekim 2011

Çok organik bir şey: Kompost adlı yazımda bir giriş yaptığım kompost yapımım devam ediyor. 20 günlük bir sürenin ardından iki bölmeden oluşan kompost yaparımın bir bölmesinden diğer bölmesine atıkların aktarımını yaptım. Bu sayede hem karıştırmış oldum ki bakterilerin ihtiyacı olan oksijen girişi de arttı. Ve de kompostun son durumunu görme fırsatım oldu.

Görünt395

Görünt396

Ayrıca marangozdan aldığım talaşları da ara ara serpiştirmeye başlamıştım ama alt kademelerde bu işlemi yapmadığım için oralara da bu eksik olan karbon takviyesini yaptım diye düşünüyorum.

Görünt397

Görünt398

Görünt399

Üstteki resimde ise en alt tabaka da solucanları faaliyete geçtiğini görebilirsiniz. Organik atık ve nem olduğu yerde solucan kardeşlerde bizlere yardımcı oluyorlar. Aktarımdan sonra en alta mutfak atıkları üstüne talaş ve onun da üstüne kuru ot yerleştirildikten sonra biraz nemlendirmek için su ekliyoruz. Alt resimde ise otların üstüne yaprak ve talaş eklemesi yaparak kompost yapmaya devam ediyoruz…

Görünt400

Çok organik bir şey: Kompost

27 Eylül 2011

Görünt360

Kara altın yani kompost yapımına basit bir giriş yaptım. Benzer örneklerinden esinlenerek yaptığım ve adına “Kompost Yapar” dediğim bu arkadaş umarım yüzümü kara çıkartmaz. İki bölme olarak tasarladım; Her bölme ön kapak ve gerekirse diye ortada her ikisini de birleştiren bir kapak mevcut. Kullanım kolaylığı ve işlevsellik katmaya çalıştım elimden geldiği kadar.

compost

İşte sonuçta elde edilecek ürün, Kompost

Kompost nedir diye sorarsanız da cevabım çok basit bir şekilde organik maddeler+hava+su+ısı+bakteri diyebilirim. Organik madde olarak ise mutfakta ortaya çıkan sebze ve meyve artıkları, yaprak, ot vb. bir çok şey sayılabilir. Ben bunları kullanacağım. Ayrıca atık kağıt ve talaş gibi maddeleri ise karbon takviyesi olarak kullanmam gerekir ki diğer maddelerden gelen azot kompostu bitkiler tarafından istenmeyen bir hale sokmasın.

Görünt358

İlerleyen zamanlarda hem tecrübe ettiklerimi ve hem de başka kaynaklardan derlediklerimi sizinle paylaşıyor olacağım diye umut ediyorum. Bu atıkları çöpe değil de doğaya tekrardan kazandırmak için mükemmel bir yöntem kompost yapımı. Bu bir ilk deneme benim için daha da farklı yollardan da yapmaya ve sürdürmeye kararlıyım…

Görünt359

Görünt361

Her yağmurda bekle beni…

15 Mayıs 2011

Denizde dalgaydım…
Seni gördüm…
Sahile bıraktım kendimi…
Zerrelere bölündüm…
Ama sana dokunamadım…
Buhar oldum…
Uçtum, uçtum bulutlara kondum…
Seni buldum…
Yağmur oldum…
Damlalara bölündüm…
Attım kendimi…
Sana geldim…
Saçlarından, gül yüzünden süzüldüm…
Seni yine sen bilmeden sevdim…
Öptüm, kokladım…
Ama yine doyamadım…
Seni sevmeye yine doyamadım…
Gül yüzlüm, gülen gözlüm…
Her yağmurda bekle beni…

Sevgili Dünya’m

27 Nisan 2011

Sensin benim sevdam…
Yüreğimdeki sevinç…
Gözlerimdeki ışık…
Yüzümü güldürensin…
Beni besleyensin her daim…
Benim anam, benim babam…
Dostum, kardeşim, ekmeğim, kavgam…
Sen benim her şeyimsin…
Bazen bir ağaç…
Bazen bir çiçek…
Bazen de denizde bir dalga…
Geçmişim, bugünüm ve yarınım yine sen…
Umudum sende…
Sende saklı herşey…
Senden geldim, yine sana geleceğim…
Toprağım, suyum, havam…
Canımsın doğa anam…
Sevgili Dünya’m…

Sensiz olmak…

16 Ocak 2010

Sensiz olmak
Senden ayrı kalmak
Mutsuzluklara yelken açmak demek

Sensiz olmak
Senden uzakta yaşamak
Umutsuzlukları kabullenmek demek

Sensiz olmak
Senin ellerini tutamamak
Yalnızlıklarda nefessiz kalmak demek

Sensiz olmak
Senin gözlerine bakamamak
Sevgisizliklerde kaybolmak demek

Sensiz olmak
Sesini duyamamak
Sessizliklerde yolunu bulamamak demek

Sensiz olmak
Seninle aynı havayı soluyamamak
Sensizliklerde yalnızları oynamak demek

Kocaeli Üniversitesi web sitesinde gördüğüm ve ilgimi çeken bir duyuru vardı geçen günlerde. 14.Gençlik Şiir Ödülleri Yarışması hakkındaydı bu duyuru. 30 yaşından gün almamış olmalıymış katılacaklar ki daha o kadar olamadığımdan bende katılmak istiyorum. Kim bilir belkide beğenirler yazdıklarımı ama hoş çokta önemli değil. 5 şiirle katılmamız lazımmış son tarihte 21 Mart 2010… Bakalım o güne kadar yeni şiirlerde yazarım mutlaka ve sizlerden de gelecek önerilerle 5 şiiri belirleyip yarışmaya başvuracağım…

Mutluluk sen olsa gerek…

02 Ocak 2010

Uzak ufuklara doğru bakıyorum
Bakıyor…
Bakıyor ve…
Mutluluğu düşlüyorum
Düşlüyor…
Düşlüyor ve…
Sonra seni düşünüyorum
Düşünüyor…
Düşünüyor ve..
İşte buldum diyorum…

Diyorum ki…
Mutluluk sen olsa gerek
Sözlerin
Düşüncelerin
Gülüşlerin
Gözlerin
Saçların…
Evet… evet…
Biliyorum ki…
Mutluluk sen olsa gerek…

Elma’nın hikayesi…

20 Aralık 2009

Bir hikayedir bu
Adem ve Havva ile başlayan
Cennette yeşeren
Elmanın hikayesi
Tatlı, sulu ve sert
Tıpkı aşk gibi

Bir hikayedir bu
Yeryüzüne inen
Bize bu günleri gösteren
İlk aşkı anlatan
Belkide yaradanın bir cezası
Yada şeytanın bir oyunu

Bir hikayedir bu
İlk aşkın yasak meyvesinin
Elmanın hikayesi
Tatlı, sulu ve sert
Tıpkı aşk gibi…

Deniz kabuğu ve dergi kapağından kolye yaptım :)

14 Aralık 2009

Sıyırdım gene biraz sanırım gene. Neyse ama hoş bir şey oldu gibi gibi. Foto biraz kötü ama ne yapalım imkanlar bu kadar…

Böyle bir şey çıktı ortaya :) Bilmem beğenir misiniz?

Böyle bir şey çıktı ortaya :) Bilmem beğenir misiniz bilmem?

Kolye bileklik vb. şeyleri yaparken kullandığım masam...

Kolye bileklik vb. şeyleri yaparken kullandığım masam...

Kazım Koyuncu – Ayrılık Şarkısı

13 Aralık 2009

Ardımda bırakıp gül çağrısını
Ayrılık anı bu sisli şarkıyı
Irmaklar gibi akıp uzun uzun
Terkediyorum bu kenti
Ahh, ölüler gibi

Şarkılar bir çığlığa sığınmaksa
Şimdi, sonsuz bir yangın gibi
Sevmesem öyle kolay çekip gitmek;
Yaralı bir kuş gibi

Kumral bir çocuğun yaz öyküsü bu
Şarkılarla geçtim aranızdan
Yalnızlar gibi susup uzun uzun
Düşlüyorum bu kenti
Ahh, bir aşk gibi

Şarkılar bir çığlığa sığınmaksa
Şimdi, sonsuz bir yangın gibi
Sevmesem öyle kolay çekip gitmek;
Yaralı bir kuş gibi

Düşlüyorum bu kenti
Son bir aşk gibi

Hayata başka bir açıdan bakmak…

05 Aralık 2009
Hayatın gerçek tadına varmak için bazen kalıpların dışına çıkıp farklı bir açıdan her zamankinden değişik bir yolla/yöntemle bir şeyler yapsak ya, güzel olmaz mı?

Hayatın gerçek tadına varmak için bazen kalıpların dışına çıkıp farklı bir açıdan her zamankinden değişik bir yolla/yöntemle bir şeyler baksak/yapsak ya, güzel olmaz mı?

Emin değilim ama denemeden karar vermek biraz zor olsa gerek; ne dersin Kamil abi? :D Peki bunu nasıl yaparız derseniz? Emin de değilim ama her zamankinin tersini yapsak… Sağdan değilde soldan gitsek… Gül değilde kaktüs hediye etsek :D … Yada bazen empati kursak… Sadece bir kaç garip öneri bunlar, siz neyi nasıl yapacağınızı daha iyi birlirsiniz…

Bayram&Bayram

30 Kasım 2009

Bayram geldi de geçti bile. Nasıldı derseniz? Eh işte derim bende. Çok fazla bir aksiyon yoktu açıkçası. İşte klasik bayram! Birinci gün işte Bayram Namazı ve namaz çıkışı bayramlaşma ile büyük bir yük üstümden gitti. Oturduğum yerde çoğu kişiyi görüp bayramlaşabildim. Sonra da kurban faslı geldi tabi ama öksürük falan var diye bende beni götürmediler kesim için. Dört kişi ortak olmuştu babamlar ve sanırım düğe/dana kesildi. Ben evde takıldım o sırada. Anlıyacağınız biraz rahat geçti sabah. Az biraz gelen giden oldu, bizimkilerde çıktılar ziyarete bende çıktım bir kaç saat o kadar.

İkinci günde ise yolumuz Derbente çıktı. Amcalar, halalar, kuzenler derken işte gördük geldik çoğu kimseyi. Akşam mangal partisi olacaktı ama ne yapayım kuzeni reddettim! Şu öksürük belası daha da artmasın diye. Malum köy soğuk her ne kadar dikkat etsende hasta adamı döner döner vurur bir şekilde. Neyse artık bir daha ki Bayrama yada başka güzel bir günde ama sağlık sıhhat olduğu zaman. Sözüm söz kuzen :) rahat ol sen!

Üçüncü gün hep evdeydim. İşte yattım dinledim daha çok ama bu garip bir şey ya, şu öksürük canım. İlk defa böyle bir şeye rastladım. Bir türlü atamadım ya. Grip geçti gitti bu ondan önce de vardı hala var. Bakalım ne zaman keyfi gelecekte terk edecek beni. İşte film falan izledim, kartpostal yazdım, mektup yazdım, bir kaç bir şey okudum, düşündüm taşındım, yedim içtim e artık bitsin dimi gün yani o kadar iş yaptık :)

Bugün de işte geç kalktım zaten kahvaltıydı oydu buydu derken canım sıkıldı aldım öksürüğüde 60 Evler Sahiline yürüyüşe çıkardım ama satamadan aynen getirdim :) Ha bir de şiir döşedim :) bir ara söz yazcam…

Bir de fotoğraf çektim ama benim tel biraz dandik cinsten bu konuda ve ışıkta tam karşıdan geliyordu ancak bu kadar oldu :)

Bir de fotoğraf çektim ama benim tel biraz dandik cinsten bu konuda ve ışıkta tam karşıdan geliyordu ancak bu kadar oldu :)

Bir şekilde bayramlaştık bir çok kişiyle artık ulaşamadıklarım kusura bakmasın, ne o kadar kontorüm var ne de o kadar zamanım… Burdan tekrardan herkesin bayramını kutlayayım, büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpeyim :) yeter sanırım…

Oyy oyyyy odaya bak! Valla bir kısmı gözüküyor geriside bundan geri kalır değildi neyse ki Bayram öncesi temizledim ama kimse de ziyarete gelmedi ya, oldu mu şimdi :(

Oyy oyyyy odaya bak! Valla bir kısmı gözüküyor geriside bundan geri kalır değildi neyse ki Bayram öncesi temizledim ama kimse de ziyarete gelmedi ya, oldu mu şimdi :(

Maviliklere doğru…

26 Kasım 2009

Uçsuz bucaksız maviliklerde
Bir martı edasıyla uçmak vardı
Huzura doğru ilerlemek
Sessizliğe kanat çırpmak
Özgürlüğü hissetmek
Umudun tadına bakmak
Mutluluğu hayal etmek…

Yorumsuz

26 Kasım 2009
Fazla söze gerek yok sanırım :)

Fazla söze gerek yok sanırım :)

Brenna Maccrimmon – Yağmur Yağar Taş Üstüne

04 Kasım 2009

Kanadalı folk müzik sanatçısı olan Brenna Maccrimmon güzel Türkçe’mizi bizlerden daha iyi kullanıyor desem yanlış olmaz sanırım. Sadece şarkıyı dinleyen birisi onun Türk olduğuna inanırdı heralde.

Yağmur yağar taş üstüne
İnce kalem kaş üstüne
Selam gelir baş üstüne

Vay dili dili kuş dili dili
Mevlam kulu sevdim seni
Vay dili dili kuş dili dili vay

Vay dili dili kuş dili dili
Mevlam kulu sevdim seni
Vay dili dili kuş dili dili vay

Yağmur yağar ordan burdan
Üstümüze ipek yorgan
Seveceksen işte burdan

Vay dili dili kuş dili dili
Mevlam kulu sevdim seni
Vay dili dili kuş dili dili vay

Vay dili dili kuş dili dili
Mevlam kulu sevdim seni
Vay dili dili kuş dili dili vay

Yağmur yağar ordan burdan
Üstümüze telli yorgan
Öpeceksen işte burdan

Vay dili dili kuş dili dili
Mevlam kulu sevdim seni
Vay dili dili kuş dili dili vay

Vay dili dili kuş dili dili
Mevlam kulu sevdim seni
Vay dili dili kuş dili dili vay

Yağmur yağar çamur olur
Baklavalar hamur olur
Güzel kızlar gelin olur

Vay dili dili kuş dili dili
Mevlam kulu sevdim seni
Vay dili dili kuş dili dili vay

Vay dili dili kuş dili dili
Mevlam kulu sevdim seni
Vay dili dili kuş dili dili vay…

Gece genç ve dipdiri

02 Kasım 2009

Yapayalnızdım
Kaybolmuştum karanlığın ortasında
Ne bir ses, ne de bir nefes
Sadece ben ve gece
Issızlıklara doğru korkak adımlar
Her şey sanki bir hayal
Ama bir o kadar da gerçek
Gece genç ve dipdiri
Ağırlığını hissetmemek elde değil
Bir gölge gibi peşimde
Soğukluğu her hücremde
Her an biraz daha bitkin
Her an biraz daha umutsuz
Gece hala genç…

Saat aşkı üç geçe

28 Ekim 2009

Bugün az biraz ders çalışayım diye okulda kalmıştım dersten sonra fakat tamda istediğim kadar çalışmayı beceremedim ama olsun iyi bir başlangıç oldu. Arada dersten sıkılınca da karalayayım dedim bir şeyler fakat yine şöyle bir durum ortada olan biten bir şey yok sadece aranan bir şeyler var. İşte size son şiirimsim :)

Yıllardan kasım
Aylardan çarşamba
Günlerden aşktı
Aklımda tam bir karmaşa
Kalbimde fırtınalar
O anım nefessiz
Her şey sessiz
Aman tanrım!
Bu bir melek
İşte orada, geliyor
Beklediğim gibi
Tam da aşkı üç geçe
Hayalimdeki prenses
Evet işte orada, geliyor
Arz-ı endam ederek…